Büyüklük

Vefat Sonrası Sevk ve İdare

Yanlış anlaşılmaması ümidiyle defalarca farklı kesimler tarafından bizlere sorulan bir hususu dile getirmek istiyorum; Zat-ı alinizin vefatı sonrası bugün yürütülen bu eğitim faaliyetlerinin devamında sevk ve idare yapısı adına neler düşünüyorsunuz?

Şimdiye kadar çeşitli vesilelerle ifade etmeme rağmen tekrar tekrar gündeme getirilen bir soru üzerinde son-inşaallah son olur- sözlerimi söyleyeyim.

Birileri tarafından ifade edilen ve bana küfür etme kadar ağır gelen bir tabirle "Fethullah Gülen Cemaati" diye isimlendirilen topluluk, bu millete ve insanlığa hizmet düşünce ve metotlarını gönüllü olarak kabullenen insanların meydana getirdiği bir gönüllüler hareketidir. Benim bu yapı içinde yerim ise başkaları ne derse desin sıradan bir ferd olma çaba ve gayretinden ibarettir. Biliyorum, bazıları bunu mübalağalı bir ifade olarak algılayacak, kim bilir çokları /bıyık altından gülecek ama herşeye nigehban olan Rabbim biliyor ki bütün amacım bu milletin bugünü ve yarınları adına akıllara durgunluk veren fedakarlıklara katlanan insanların içinde sıradan bir ferd olabilmek ve bu hal üzere ölmektir.

Benim 65 yıllık hayatım hemen herkesin malumu. 30 yıla yakın cami kürsülerinde vaaz etmiş, şehir şehir, kasaba kasaba dolaşarak halkla beraber olmuş, yeri gelmiş onlarla birlikte gülmüş, yeri gelmiş yine onlarla birlikte ağlamış bir insanım. Sevinçleri sevincim, kederleri kederim olmuş hayatım boyunca. Fahr için değil ama bir hakikatin vuzuhu adına söyleyeyim bu süreçte ben şahsi zevk ve lezzetleri iradi olarak bir kenara bırakarak milletimin derdiyle dertlenmişim.

Tabii hemen ilave edelim belki 55 yıl önce girdiğim ve hala yürümeye çalıştığım bu yolda hiçbir zaman tek başıma kalmadım. Erzurum, Edirne, Edremit, İzmir, İstanbul’da aynı duygu ve düşünceyi paylaşan niceleri ile beraber oldum. Hacı Kemal Erimez gibi sahabe döneminin Ebu Bekir’lerine denk mal ve canları ile bu kervana katılan o kadar çok insan tanıdım ki, bunların toplamı gönüllüler hareketini ortaya çıkardı. Ortaya konan hizmet düşüncesine inanç ve bu uğurda gösterilen gayretlere bağlı olarak İlahi takdir gereği bu yapıda bazıları öne çıktı, bazıları da geri planda kaldı. Sebepler planında işin tabii seyrine tamamıyla uygun bu takdiri kabullenmek ise inancımızın gereği. Ama bu ön plana çıkmayı liderlik olarak değerlendirmek yanlış bir tespit olsa gerek.

Günümüzde yapılan akademik çalışmalar bu yapıyı sivil toplum kuruluşu olarak adlandırıyor ki yerinde bir tespit. Bu türlü yapılarda -illa liderlik denilecekse diyelim- liderlik (bize göre rehberlik) babadan oğula geçen bir mal değildir. Veya tarikatlarda olduğu gibi halife tayini ile şeyhlik makamı el değiştirmez. Hayatın tabii akışı içinde başkalarına faikiyet kesbeden özellikleri ile birileri ön plana çıkar, o işe gönül bağlayanlar da onları başlarına taç yapar.

Evet, bu millet tarih boyunca kendi derdi ile dertlenenlere karşı hep kadirşinas olmuştur. Maddi ve manevi hiçbir karşılık beklemeden kendi uğrunda mücadele eden insanlara vefalı davranmıştır. Dünyevi hiç bir makamın, maddi hiç bir kuvvetin sağlayamayacağı güven ve itimat kredisini onlara sunmuştur. Mühim olan bu çizgiyi devam ettirebilmektir. Şahıslar fani ve geçiçidir. Nitekim bana gösterilen güven kredisi de benim vefatımla birlikte toprağa gömülecektir. Ama bu milletin dünü-bugünü ve yarını adına yapılacak işler daimi ve süreklidir. İşte bu ruh korunabilirse, bu ruhun etrafındaki yapılaşma da korunacaktır. Bundan hiç kimsenin şüphesi olmasın. İsmi ve unvanı kim ve ne olursa olsun, biri veya birileri ile bu iş devam edecektir. Dolayısıyla yarınlar adına muhtemel vakıalarla kafa yorup enerjiyi boşa harcama yerine bugüne kilitlenip yapılması gerekli şeyler üzerinde yoğunlaşmak şimdi yapılabileceklerin en iyisi ve en güzelidir.

Yalnız bir inkisarımı yeri gelmişken ifade edeyim; bu millet kendi milli sınırlarını da aşarak insanlık adına topyekün seferber olmuş hizmet ederken, bazıları bunu ısrarla cürüm olarak görmekte ve göstermektedir. Başarıdan rahatsız olan bu tipler bizzat rakam vererek " şu kadar okul, şu kadar kurum, şu ülkede, bu ülkede vs " demekte ve maddi açıdan yapılan işlerin sınırlarını gösteren bu rakamları sanki birer suç unsuruymuş gibi insanlara takdim etmektedirler. Halbuki işin aslı şudur ki, bir yerde açılan bir eğitim müessesesi başka yerler tarafından takdirle karşılanmakta ve model alınarak o beldede veya ülkede uygulanmaya geçilmektedir.

Ayrıca başta kendi milletimizin geleceği olmak üzere bütün insanlık adına seferber olmuş hizmet eden onca insan varken bazıları -affınıza sığınarak halk tabiriyle arz edeyim- bu gönüllüler hareketine "kafayı takmış" ve başkalarını görmemekteler. Ama inanıyorum ki bu menfi gayretler halkın engin feraseti karşısında birşey ifade etmeyecek ve halk doğru bildiğini yapmaya devam edecektir.

Önemli bir hususu ifade ile sözlerime son vereyim; gurbet diyarlarında vatan hasreti ile yanıp duran bir gönül, onlarca hastalıkla mücadele eden bir beden ve bunlara ilaveten ağını kurmuş kanlı katiller misali bir kısım insanların kurdukları tuzak ve komplolarla hayatımın son günlerini inzivada yaşarken, vefa beklediğimiz dostların gönüllüler hareketine beklenilen ölçüde –hissettiğim ve bilebildiğim kadarıyla-vefa ve sadakat göstermemeleri benim yaralı kalbimi derinden derine sızlatmaktadır. Bütün bunlara karşı bana düsen her hal u karda "LA HAVLE VE LA KUVVETE İLLA BİLLAH" deyip sabr etmektir.

Bu Sayfayı Sitenizde İktibas Edin

Sitenizde bu yazıya link vermek için aşağıdaki metni kopyalayıp, sitenizde yazı gövdesine yapıştırın.



Önizleme:




Bu sayfayı ekle
Digg! Reddit! Del.icio.us! Google! Live! Facebook! StumbleUpon! Twitter!