Yeryüzü mirasçıları, Kur'ân'ın ifadesiyle Allah'ın salih kullarıdır. Bunlar bir taraftan emir ve yasaklar doğrultusunda hayatlarına istikamet verir, diğer taraftan da şeriat-ı kevniyenin prensiplerine uygun olarak hareket ederler.
Yalnız benim âyetin ruhundan anladığım mânâ, yeryüzü mirasçılarının bilmediği, bilemediği yerlerin de mirasçısı olduğudur. Zira âyetin nazil olduğu dönem itibarıyla meseleye bakacak olduğunuzda, o gün İslâm'a sahip çıkanlar belli bir coğrafyada hâkimiyet kurabilmişlerdi. Bu ortamda Kur'ân'ın 'Yeryüzüne salih kullarım mirasçı olacak.' demesi, yukarıda ifade ettiğim hakikati akla getirir. Demek ki Cenâb-ı Hak, ilmî plânda bunu takdir buyurmuştur. Zamanla bu takdir, şehadet âleminde vukua gelmiştir ve gelecektir.
Bu Sayfayı Sitenizde İktibas Edin