|
Fethullah Gülen
|
|
01.05.2003 |
|
Anlama, idrak etme, us mânâlarına gelen akıl; ıstılah olarak, zahirî hâsselerle idrak edilemeyen şeyleri kavrayıp değerlendirebilen ilâhî bir nurdur. Akla, maddeden mücerret, ama faaliyetlerinde madde ile müşterek ve bitişik hareket eden bir cevher ve "ben" ile işaretlenen "nefs-i nâtıka" diyenler de olmuştur. Ayrıca onun, insan bedeninde ruha bağlı bir lâtîfe ve nefs-i nâtıkanın önemli bir buudu olduğunu iddia edenlerin yanında, ona, insan derununda, belli ölçüde de olsa, hakkı bâtıldan, iyiyi kötüden, güzeli çirkinden ayıran ilâhî bir cevher nazarıyla bakanların sayısı da az değildir. Bu son tevcihe göre akıl, nefs-i nâtıkadan başka bir lâtîfe telâkkî edilmektedir. |
|
Son Güncelleme ( 20.05.2006 )
|
|
Devamını oku...
|
|
|
Fethullah Gülen
|
|
01.12.1997 |
|
Kelime mânâsı itibarıyla, devam, sebat ve hep aynı hâl üzere kalma anlamına gelen bekâ; kulun, kendi nefsi dahil bütün eşyayı –onların zâtları ve nefisleri itibarıyla– yok kabul edip, canlı-cansız her nesneyi Hazreti Vücûd'un ya da Hazreti İlim'in ziyâsının bir tecellîsi ve bir gölgesi olarak vicdanî müşahede ile müşahede etmesidir. İşte böyle, nefis ve benlik cihetiyle mahv u sahka uğrayıp, sonra da Hakk'ın bekâsıyla yeniden var olan sâlik, artık Hakk'ın vücûduyla mevcûd, Hakk'ın bekâsıyla bâkî, Hakk'ın hayatıyla hayy, Hakk'ın ilmiyle âlim, O'nun iradesiyle mürîd, sem u basarıyla da semî ve basîrdir; insan üstü görür, duyar veya öyle görüp duymaya terettüp eden mazhariyetlerle serfirâz olur. |
|
Son Güncelleme ( 20.05.2006 )
|
|
Devamını oku...
|
|
|
Fethullah Gülen
|
|
01.05.1993 |
|
Dünyevî hazları terk edip, cismânî meyillere karşı koyma mânâlarına gelen zühd; sofîlerce daha çok, dünya lezzetlerine karşı alâkasız kalıp, ömür boyu âdeta bir perhiz hayatı yaşamak, davranışlarında "takvâ"yı esas tutarak, dünyanın, kendine ve insanın nefsine bakan yönlerine karşı da kararlı, müstağni ve müstenkif bulunmak mânâlarına gelir. |
|
Son Güncelleme ( 20.05.2006 )
|
|
Devamını oku...
|
|
|
Fethullah Gülen
|
|
01.09.1992 |
|
Anmak, hatırlamak, yâd etmek mânâlarına da gelen zikir; sofîlerce, Allah'ın (c.c.) ad ve unvanlarının teker teker veya birkaçının bir arada tekrar edilmesinden ibarettir. Zikir, Allah'ı münferiden veya topluca anma yollarının -bu yolun adı ne olursa olsun- bazılarında "اَللهُ", bazılarında "لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ " -mürşid ve rehberin tayinine göre- bazılarında da daha değişik isim ve unvanlarla edâ edilir. |
|
Son Güncelleme ( 20.05.2006 )
|
|
Devamını oku...
|
|
|
|
<< Başa Dön < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Sona Git >>
|
| Sonuçlar 85 - 98 Toplam: 132 |