Sitedekiler

İstatistikler

Üyeler: 1
Haberler: 132
Web Linkleri: 0
Ziyaretçiler: 113075

İktibas

Sekîne; sükûn kökünden, vakar, ciddiyet, mehâbet, ünsi­yet; ya da dalgaların dinmesi ve onun sakinleşmesi mânâla­rına gelir ki, hafiflik, huzursuzluk, kararsızlık ve telâşın zıddı­dır. Sekîne, tasavvuf erbâbınca; gaybî vâridatla kalbin otu­raklaşmasıdır ki; böyle bir kalb, sürekli bir dikkat ve temkin içinde öteleri kollar, lâhûtî esintilere açık bulunur ve hep it­minân etrafında dolaşır. Bu makam aynı zamanda "ayne'l-yakîn" mertebesinin de başlangıcıdır. Bu itibarla da, çok defa ilim yoluyla gelen vâridatla, basîretin avladığı şeyler birbirine karışır; muvakkaten müşâhede ufku buğulanır; bundan da bir kısım iltibaslar doğabilir.

 
Ana Sayfa
Ana Sayfa
Halvet ve Celvet
Fethullah Gülen   
01.02.2000

Tenha bir yere çekilme, inzivada bulunma ve yalnızlığı intihab etme mânâlarına gelen halvet, Sofilere göre, halktan uzletle bütün bütün Hakk'a yönelip, duyuş, seziş, zevk ve hâl çerçevesinde her zaman O'nunla bulunmak, O'nu duymak, O'nu bilmek, O'na tahsis-i nazar etmek, gönülden O'nunla halleşmek ve zâhir-bâtın duygularla O'na bağlanmak; muztar kaldığında içini O'na dökmek ve hâlini sadece O'na açmak.. gibi hususların bütününe hamledilegelmiştir.

Son Güncelleme ( 22.05.2006 )
Devamını oku...
 
Feyiz ve Tecelli
Fethullah Gülen   
01.12.2000

Artma, çoğalma, taşma ve bolluk, bereket mânâlarına geliyor feyiz. Bir şeyi var etme, onu varlığın bütün hususiyetleriyle serfiraz kılma; ilhamlarla, mevhibelerle kalbî ve ruhî hayatı derinleştirerek bazı kimseleri iç enginliklere ulaştırma.. gibi hususlar da birer feyiz ama, şe'n-i Rubûbiyet'e has tecellî türünden birer feyiz.

Son Güncelleme ( 22.05.2006 )
Devamını oku...
 
Evvel, Âhir, Zâhir, Bâtın (2)
Fethullah Gülen   
01.08.2001

Müslümanların içinde bazıları Kur'an ve Sünnet'in açık emirlerine ve selef-i sâlihînin saf, temiz, dupduru içtihat ve istinbatlarına "zâhirîlik" deyip her şeyi hafife aldı ve değişik fantastik mülâhazalarla kabul edilemez tevil yollarına saparak muhkemâta bile farklı mânâlar yüklemeye kalkıştılar. Bunlar namaza, "Hakk'a ulaşmanın avamca yolu" diyerek "vâsılûn u bâtınûn (!)" için gereksiz olduğu iddiasında bulundu; zekatı benzer bâtıl bir yoruma bağladı; haccı avamca cem' gayreti saydı; orucu boş eziyet gördü; muharremâta karşı tavır almayı aptallık kabul etti ve dolaylı yoldan herkese, ibâhiyecilik ve bohemlik aşılamaya çalıştılar.

Son Güncelleme ( 22.05.2006 )
Devamını oku...
 
Evvel, Âhir, Zâhir, Bâtın (1)
Fethullah Gülen   
01.07.2001

İlk, birinci ve kadim demek olan "Evvel" bidayeti olmayan, her şeyden akdem ve bütün varlığın mebdei ve mübdii; son, en son ve nihayeti bulunmayan anlamındaki "Âhir" ise, bütün eşyanın fena ve zeval bulmasına karşılık "كُلُّ شَئٍ هَالِكٌ إِلاَّ وَجْهَهُ- O'nun zatı müstesna her şey yok olacaktır" (Kasas, 28/88) ve "كُلُّ مَنْ عَلَيْهَا فَانٍ. وَيَبْقَى وَجْهُ رَبِّكَ ذُو الْجَلاَلِ وَالاِكْرَامِ - Arz üzerinde bulunan herkes fena bulacak ancak, senin azamet ve kerem sahibi Rabbinin zatı baki kalacaktır." (Rahman, 55/26-27) ayetlerinin ifadesi çerçevesinde her şeyin gidip kendisine dayandığı bekâ ve sermediyetin biricik Sultanı demektir. Ez-Zâhiru'l-Bâtın, varlığı mahlukatın varlığından daha açık ve her nesne kendini, kendi cirmi kadar göstermesine mukabil, bütün hususiyetleriyle O'nu ruhlara ve gönüllere duyurması ölçüsünde bir Zâhir; izzet, azamet ve şiddet-i zuhurundan ötürü ihata edilemez ve "masiva" ölçüsünde kavranamaz bir Bâtın'dır.

Devamını oku...
 
<< Başa Dön < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Sona Git >>

Sonuçlar 29 - 42 Toplam: 132