Sitedekiler

İstatistikler

Üyeler: 1
Haberler: 132
Web Linkleri: 0
Ziyaretçiler: 113085

İktibas

Doğru düşünce, doğru söz, doğru davranış mânâlarına gelen sıdk; hak yolcusunun hilâf-ı vâki her şeye kapanıp, hayatını doğruluğa göre plânlaması, sadâkatin emin bir temsilcisi olması.. diğer bir tabirle, duygu, düşünce, söz ve dav­ranışlarında doğruluğu tabiatının bir parçası hâline getirip, şahsî hayatından insanlarla olan muamelesine, hakkı ilân adına şehâdetinden mizahlarına kadar; hattâ "Her zaman doğrularla beraber olun!" (Tevbe, 9/119) fehvâsınca, dost ve arkadaş çevresi itibarıyla dahi hep doğruluk aramasıdır ki; hadisin ifadesiyle böyleleri yüce divanda "sıddîk"; aksine, tasavvur ve düşüncelerinden davranış ve muamelelerine kadar yalanla içli-dışlı yaşayan ve hayatını hilâf-ı vâkiler çizgisinde sürdürenler de o ulu divanda "kezzâb" olarak yâd edilecektir.[1]
 
Ana Sayfa
Ana Sayfa
Firar ve İ'tisâm
Fethullah Gülen   
01.10.1992

Herhangi bir şeyden kaçma ve uzaklaşma mânâlarına ge­len firar; erbâbınca, halktan Hakk'a seyerân etmenin, göl­geden asla ilticâda bulunmanın, damlayı bırakıp deryaya yö­nelmenin, zerreden vazgeçip güneşe teveccühün ve benlikten sıyrılıp vücu­du Hak şuaları içinde eritmenin unvanı olmuştur ki; bunu insa­nın "seyr-i kalbî" ve "seyr-i ruhâni"sine işaret eden: فَفِرُّوا إِلَى اللهِ "Kaçıp Allah'a sığınınız" meâlindeki âyet­le irtibatlandırmak mümkündür.

Son Güncelleme ( 18.05.2006 )
Devamını oku...
 
Fakr u Gınâ
Fethullah Gülen   
01.11.1992

Fakirlik, yoksulluk, muhtaç bulunduğu şeylere sahip ola-­mama mânâlarına gelen fakr; erbâbınca kalben bütün varlık­tan vazgeçip, sadece ve sadece abd ve Ma'bûd münasebeti içinde bulunma, yalnız Allah'a muhtaç olduğunu duyma ve varlığa karşı ihtiyaç alâkalarından kurtulma şuuruyla yaşama­ya denir ki, tasavvufçuların "fakr"dan anladıkları da işte bu­dur. O, halkın anladığı mânâda fakirlik ve yoksulluk olmadığı gibi, insanlara karşı ihtiyaçlarını izhâr ederek dilencilikte bu­lunmak da değildir.

Son Güncelleme ( 18.05.2006 )
Devamını oku...
 
Dehşet ve Hayret
Fethullah Gülen   
01.10.1991

Aşk u şevk vâdilerinde seyahat eden hak yolcusu, zaman zaman aşk ateşiyle yanar durur, zaman zaman da Sevgili'nin sunduğu ölümsüzlük şarabını içer ve şevk u tarâbla coşar.. yanıp gezerken "ey sâkî aşkın od'una yandıkça yandım bir su ver!" der inler; Sevgili'nin aralanan kapısını iştiyakla süzerken de "parmağım aşkın balına bandıkça bandım bir su ver!" der, yalvarır ve "mezîd" ister.

Son Güncelleme ( 18.05.2006 )
Devamını oku...
 
Cezbe, İncizap
Fethullah Gülen   
01.11.1991

Çekme, çekip kendine bağlama, kendinden geçme ve rûhî heyecan sözleriyle ifadelendireceğimiz cezbe, tasavvuf ıstılahında; Allah'ın, sâliki kendine çekmesi, bundan doğan vecd hâli ve sâlikin beşerî sıfatlardan sıyrılarak ilâhî vasıflarla –ahlâk-ı âliye-i Kur'âniye de diyebiliriz– ittisafı ve tecelliyât-ı celâl ile vahdeti duyup hissetme veya müşâhedesidir ki, bu tecellilere ma'kes olan pâk ve müstaid bir ruh, kendini öte­lerden kabarıp gelen dalgaların gel-gitlerine salar; tıpkı yüzme ameliyesiyle bütünleşmiş iyi bir yüzücü gibi, endişesiz, korku­suz, telâşsız ve derin bir teslimiyetle; bazen de şevk u tarâb içinde sürekli yüzer-durur.

Son Güncelleme ( 18.05.2006 )
Devamını oku...
 
<< Başa Dön < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Sona Git >>

Sonuçlar 127 - 132 Toplam: 132