|
Fethullah Gülen
|
|
01.10.1992 |
|
Herhangi bir şeyden kaçma ve uzaklaşma mânâlarına gelen firar; erbâbınca, halktan Hakk'a seyerân etmenin, gölgeden asla ilticâda bulunmanın, damlayı bırakıp deryaya yönelmenin, zerreden vazgeçip güneşe teveccühün ve benlikten sıyrılıp vücudu Hak şuaları içinde eritmenin unvanı olmuştur ki; bunu insanın "seyr-i kalbî" ve "seyr-i ruhâni"sine işaret eden: فَفِرُّوا إِلَى اللهِ "Kaçıp Allah'a sığınınız" meâlindeki âyetle irtibatlandırmak mümkündür. |
|
Son Güncelleme ( 18.05.2006 )
|
|
Devamını oku...
|
|
|
Fethullah Gülen
|
|
01.11.1992 |
|
Fakirlik, yoksulluk, muhtaç bulunduğu şeylere sahip ola-mama mânâlarına gelen fakr; erbâbınca kalben bütün varlıktan vazgeçip, sadece ve sadece abd ve Ma'bûd münasebeti içinde bulunma, yalnız Allah'a muhtaç olduğunu duyma ve varlığa karşı ihtiyaç alâkalarından kurtulma şuuruyla yaşamaya denir ki, tasavvufçuların "fakr"dan anladıkları da işte budur. O, halkın anladığı mânâda fakirlik ve yoksulluk olmadığı gibi, insanlara karşı ihtiyaçlarını izhâr ederek dilencilikte bulunmak da değildir. |
|
Son Güncelleme ( 18.05.2006 )
|
|
Devamını oku...
|
|
|
Fethullah Gülen
|
|
01.10.1991 |
|
Aşk u şevk vâdilerinde seyahat eden hak yolcusu, zaman zaman aşk ateşiyle yanar durur, zaman zaman da Sevgili'nin sunduğu ölümsüzlük şarabını içer ve şevk u tarâbla coşar.. yanıp gezerken "ey sâkî aşkın od'una yandıkça yandım bir su ver!" der inler; Sevgili'nin aralanan kapısını iştiyakla süzerken de "parmağım aşkın balına bandıkça bandım bir su ver!" der, yalvarır ve "mezîd" ister. |
|
Son Güncelleme ( 18.05.2006 )
|
|
Devamını oku...
|
|
|
Fethullah Gülen
|
|
01.11.1991 |
|
Çekme, çekip kendine bağlama, kendinden geçme ve rûhî heyecan sözleriyle ifadelendireceğimiz cezbe, tasavvuf ıstılahında; Allah'ın, sâliki kendine çekmesi, bundan doğan vecd hâli ve sâlikin beşerî sıfatlardan sıyrılarak ilâhî vasıflarla –ahlâk-ı âliye-i Kur'âniye de diyebiliriz– ittisafı ve tecelliyât-ı celâl ile vahdeti duyup hissetme veya müşâhedesidir ki, bu tecellilere ma'kes olan pâk ve müstaid bir ruh, kendini ötelerden kabarıp gelen dalgaların gel-gitlerine salar; tıpkı yüzme ameliyesiyle bütünleşmiş iyi bir yüzücü gibi, endişesiz, korkusuz, telâşsız ve derin bir teslimiyetle; bazen de şevk u tarâb içinde sürekli yüzer-durur. |
|
Son Güncelleme ( 18.05.2006 )
|
|
Devamını oku...
|
|
|
|
<< Başa Dön < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Sona Git >>
|
| Sonuçlar 127 - 132 Toplam: 132 |